18 Ocak 2009 Pazar

dokuz bölüm kala son durum

dizinin belki de en çarpıcı, sorulara cevap veren bölümü sometimes a great notion oldu sanırım. bölüm rehberi yazısını erteleyerek bölümde açıklananlardan yola çıkarak insan-robot döngüsü hakkında kafa patlatmak istiyorum.

en baştan beri cylon denen yapay üretimin kökeninin çok eskilere hatta kobol'a uzandığını düşünüyordum. bu bölümle bu fikir kesinliğe ulaşmış oldu. ancak "başlangıç noktasının" (en azından bu hikayenin diyelim) neresi olduğu konusunda dünya ve kobol arasında her daim ikilemim vardı.

beş rahip ve kökenleri isimli yazımda bu ikilemden yola çıkarak dört ayrı varsayımda bulunmuştum:

şu an içlerinden biri aralarında en tutarlı görüneni:
"hikaye kobolda başladı, insanlar önce robotik sonrasında beş humanoid cylonu üretti. humanoid cylonlar robotları örgütleyip insanlara isyan etti, ve yediliyi yaratıp yeni bir ırk oluşturdu. böylece cylonlar aralarında çiftleşerek kendilerine tapan yeni bir "cylon" ırkı yarattı. beşli ve yedili arasında çatışma sonucunda beşli yeni ırkı kışkırttı, yeni ırkın bir kısmı (on üçüncü koloni ve beşli) dünyayı buldu ve oraya yerleşti."

aslında bu bir çember, dizide on iki kolonide yaşayan ve ayrılan on üçüncü koloninin on iki tanrı - on iki cylonun kaynaşmasından oluştuğunu düşünüyorum. düşüncemi pekiştiren de, zamanında on üçüncü koloninin bıraktığı bir cisim yediliyi hasta etmiş hatta tüm cylon ırkını yok edebilecek bir biyolojik silah içerirken; bu cisim insanları hasta etmiyordu. o yüzden "hepimiz cylonuz" düşüncesi ağır basıyor bana göre. ancak şu an durumu şaibeli tüm dizi karakterlerinin on üçüncü koloni üyesi olması, kalanların on iki koloniden "insan" olma ihtimalleri de var.

peki dünyadaki 2000 yıllık nükleer savaşın sebebi nedir? ellen tigh'ın ölmeden saul tigh'a "tekrar birlikte doğacağız" dediğini düşünürsek diriltme teknolojileri olan, ancak yaşlanabilen bir tür karşımıza çıkıyor. saul tigh'ın gençliğini, adama ile 30 yıllık geçmişini düşünürsek, on üçüncü koloninin diriliş mekanizması bana reenkarnasyonun teknolojik halini çağrıştırıyor. yedili gibi belirli bir yaş görüntüsünde üretilmiş ve bilinci anında yüklenen bedenler yerine, ana karnında ya da matrix'i anımsatacak bir "tarlada" hakikaten bebek olarak doğup, büyüyerek devam ediyor olabilirler. reenkarnasyonla ilgili en belirgin iddia da kişinin geçmiş hayatlarının bilgisine sahip olması ve bunu bilinci yükseldikçe hatırlamasıdır. dizinin tamamen ruhani, tanrısal bir fikir olan reenkarnasyonu teknolojik bir temele oturtmasını çok çarpıcı ve başarılı buluyorum.

savaşın çıkma sebebi, on üçüncü koloninin kendi ürettiği centurionlarının tıpkı on iki koloninin başına geldiği gibi sonunda yaratıcılarına isyan etmeleri gibi gözüküyor. ancak gene de "on iki kobol tanrısının" arasında çıkan çatışma sonucunda geride kalan yedi modelin (tıpkı şimdi cylon iç savaşı gibi - cavil ve ekibi diğer cylonların peşinde) intikam için dünyaya gelip onları yok etmesi de mümkün.

dünyanın bombalanması sırasında galen tyrol, saul tigh ve ellen tigh'ın öldüğünü gördük. hepsinin on ikinci kolonide tekrar bedenlendiğini düşünürsek belli ki bir diriliş sistemi mevcut. tabii iki bin yıllık süre içinde bu kaçıncı doğuşları ve arada neler olduğunu şu an bilimek imkansız. ayrıca tüm on üçüncü koloni üyelerinin cylon olduğunu unutmamak gerekli, bu yüzden şu ana kadar ölen pek çok karakter anastasia dualla, zak adama, kat gibi isimler tekrar karşımıza çıkabilir. ayrıca en başta laura roslin'in cylonlarla paylaştığı görülerin sebebinin de gene bu olduğunu düşünüyorum. ayrıca dualla'nın önce yıkıntılar arasında bulduğu minik demir oyuncaklara bakıp ağlaması ve ölmeden önce çocukluk fotoğrafına bakıp kendini öldürmesi de başka bir diriliş vakasını akla getiriyor. tabii sadece düşkırıklığından ötürü de kendini vurmuş olabilir, ronald d. moore bunu ima etti ama onun sağı solu hiç belli olmaz.

starbuck'a dönelim: tahmin edildiği gibi kendi cesedini ve parçalanmış viper'ını buldu. s03e17 - maelstrom'daki ölümü ile boyut değiştirip dünyaya çakılmasını kesinlikle tutarlı bulmuyorum. aslında burada dikkat etmemiz gereken nokta şu: tüm bsg fanları ben dahil, sonuncu cylonun kim olduğuna odaklanmıştı. starbuck hep denildiği gibi son beşlinin üyesi değildi, ama o da bir on üçüncü koloni üyesiydi ve gördüğümüz gibi starbuck gerçekten ölüp dirilmiş.

ancak bulduğu viper ve cesedin de tıpkı gezegendeki her şey gibi iki bin yıl önceye ait olduğunu düşünüyordum ancak gizemli bir açıklaması olmadığı sürece yorum yapan arkadaşlar çok haklı öyle bir patlama sonrası o ceset ve viper öyle kalmaz. o yüzden bu düşünceyi geçelim. ancak kesin olan bir şey var ki o da diğer beşli gibi hatta "cylonlar" gibi dirildi. belki de on üçüncü koloninin ölen diğer üyeleri gibi aynı zamanda. starbuck, "dünyaya gittim" derken aslında tıpkı diğer cylonlar gibi çok eski bir hatıranın tekrar yaşanmasından bahsediyordu kanımca. dünyaya s03e17'deki gidişinin "hatırladığı bir yol" olduğunu düşünüyorum. eğer starbuck hakikaten on üçüncü koloni üyesi ise s03e17'deki ölümünden sonra geri dönüşü ise yeni bir diriliş olsa gerek; aşikar ki on üçüncü koloninin bir diriliş gemisi ya da başka bir ana gezegeni mevcut. ölenler böylece geri gelebiliyor. bu yüzden en azından ellen tigh'ı kesinlikle tekrar göreceğiz gibi.

çok tutarlı bulduğum bir diğer detay da, starbuck'ın cesedini yakmadan önce laura roslin'in de pythia'nın kehanet kitabını yakmasıydı. ikisi de bir nevi kendini yakıyor gibi. roslin'in kahinvari yeteneklerini de düşünürsek, lanet ettiği kitabın yazarının kendisi yani pythia olması mümkün.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

kara'nın organik / yarı organik kalıntılarının toprağa gömülü olmadan, 2000 yıl süresince korunması mümkün olmadığı gibi, tyrol'un buharlaştığı yerden çok da uzak olmayan bir yerde bulunan viper enkazının da o patlamadan sağlam çıkabilmesi mümkün değil...

Aurora dedi ki...

haklısınız, o kısmı gözden kaçırmışım. yazımı ona göre düzelttim. ama gene de kara thrace'in on üçüncü koloni üyesi ya da farklı bir cylon ırkı mensubu olduğunu düşünüyorum. dirilişinin başka bir açıklaması olmasa gerek.